Çıplak Heykeller Yapmalıyım
Odaya yayılıyor ezgiler... Önce odaya, sonra da ruhuma...
"Çıplak heykeller yapmalıyım
Çırılçıplak heykeller
Nefis rüyalarınız için"
Ruhum tango yapıyor ezgilerle...
Boşluktan uzanan bir el'e uzanıyor elim... "Dansın büyüsüne kapılmak için bir el yeter mi?" diye düşünüyor sorgulayan yanım. "Tangonun sadece bir kaç temel adımını biliyorsun üstelik" deyip eksiğimi de yüzüme vuruyor hiç çekinmeden.
'Herkesin sorgulayan yanı böyle midir?' diye düşünmeden edemiyorum. Güven sorunu yaşatıyor bana. Buna katlanamıyorum bazen.
İç karmaşam sürerken el'in bedenimi kavradığını hissediyorum.
Ve kendimi ona bırakıyorum.
İlk adımımı atıyorum, el ustaca karşılıyor beni...
Biraz tedirginim sanki; yüzümün yarısıyla birlikte bedenimin yarısı ona, diğer yarısı kendime dönük, üç beş adım atıyoruz ...
Yan yana...
Sayma yetim azalmaya başlıyor yavaşça...
Kendime dönük olan yarım geriye doğru hamle yapıyor.
(Kaçmaya mı niyetleniyorum yoksa?)
Aynı anda el'in nefesini yüzümün tamamında hissediyorum.
Uçmak böyle bir şey midir?
(Niyetim kaçmak değilmiş galiba)
El'e doğru çekildiğimi hissediyorum yeniden...
Yan yana atılan bir kaç küçük adımın ardından, ileri gitmeye çalışan bedenim geriye kıvrılıyor.
Oysa ileri gitmek istiyordum ben...
Bu geriye kıvrılışın mimarı olan ayaklarımı daha da geriye götürmeye çalışıyorum öfkeyle...
Ama bu sefer de ileriye atılıyor bedenim.
Ve, el'in soluğunu tekrar yüzümde hissediyorum.
"Sana nasıl bulsam nasıl bilsem
Nasıl etsem nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam"
Dansın büyüsüne mi yoksa el'e mi bırakıyorum kendimi?
İleri - geri...
Ezgiler ruhuma akıyor.
Sağa - sola...
Ruhum kendi müziğini yaşıyor el'in kollarında...
Öne - arkaya...
Kendini akışa bırakan gözlerim müzikten başka hiç bir şey göremiyor.
"Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak değil
Sevişme vakti olduğunu"
Ensemdeki el'in nefesine doluyorum.
Soluğu oluyorum.
Dansedebilmek için bütün adımları bilmem gerekmediğinin farkına varıyorum o an...
Ruhuma dokunabilen bir el ile usta bir dansçıya dönüşebiliyormuşum meğerse...
El'in usta dansçısı...
Dansçının usta el'i...
Odaya yayılıyor ezgiler... Önce odaya, sonra ruhuma...
Galiba çay içsem iyi olacak...
Evet, evet..
çay...
...içmeli